Kayıtlar

KAYKAY SPORUNUN TARİHÇESİ VE TÜRKİYE’DEKİ GELİŞİM SÜRECİ

Kaykay, 1950lerin başında Amerika Birleşik Devletleri'nin California Eyaleti’nin sahil kentlerinde ve Hawaii adasında rüzgarsız günlerde sörf yapamayan sörfçülerin dalga olmadığında karada da sörf yapabilmek üzerine ürettikleri bir fikir ile ortaya çıkmıştır. Bu gençler böyle günlerde vakit geçirmek ve eğlenmek için o dönemin yaşça küçük çocukları tarafından kullanılan, günümüzdeki “SCOOTER” ın da başlangıcı kabul edilen, kil ( şekil verilerek pişirilmiş seramik çamuruna metal aksamlar eklenerek oluşturulmuş tekerlek ) veya metal ( o dönemde sanayide veya otomobil sektöründe kullanılan arabaların rulmanları ) tekerlekler monte edilmiş tahta parçaları ile meyve kasalarının birleşiminden oluşan bu aletten* ilham alarak karada gidebilen yeni bir alet** tasarlarlar ve bu alet ile asfalt zemin üzerinde yokuş aşağı kaymaya başlarlar. Bir süre sonra isimleri asfalt sörfçüleri olarak anılmaya başlayan gençler asfalt üzerinde yaptıkları bu eğlence ile herkesin ilgisini çekerek sayıca gider...

Böyle de bir şey var:

Kimine göre işten eve gelerek yemekten sonra yürüyüşe çıkabilmek, kimine göre altında arabanın olması, kimine göre de her gün düzenli sporunu yapabilmek güzel bir yaşamın tanımı... Haftasonu bir arkadaşım geldi Ankara'dan kaykay yarışmasını izlemeye. Saçları beyazlamış, eminim benim de olsa beyazlamış görünürdü.. Konu konuyu açtı oturduk eskileri konuştuk. İlgi alanımız olmasından ve hayatımızın büyük bölümünü buna adadığımızdan extreme sporların bizim zamanımızdaki halinden şimdiki geldiği noktaya kadar... Bir avuç arkadaş başlatmıştık bu çılgınlığı Türkiye'de yaklaşık 30 yıl önce! Bu sporla ilgilenen şimdiki çocuklar üzerinden insan yaşamını, refahı, güzeli, aşkı, sevgiyi, huzuru, iyiyi, kötüyü, mutluluğu vb insana özgü herşeyi sorgulayarak sayısız anektod ürettik. Bizle onlar arasında bir sürü karşılaştırma yaparak şu an nerede olduğumuzu, mutlu olup olmadığımızı, gelecek kaygılarımızı ve nereye doğru gittiğimizi bulmaya çalıştık. Doğrusunu söylemek gerekirse k...

"SAYIN" Kelimesinin Önemi

Hayatta bazı kişilere yaptıkları bazı şeylerden dolayı söylenilen cümleler kişinin tavan yapmış egolarından dolayı yanlış anlaşılabiliyor, daha doğrusu kişi egosundan dolayı kurulan cümleyi anlamamayı ve hem kurduğunuz cümleyi hem de sizi yoksaymayı tercih edebiliyor. İşte böyle durumlarda bu kişilere küfür bile etseniz edeceğiniz küfürün başına SAYIN eklediğinizde kişi bunu daha anlaşılır olarak alıyor ve kabul ederek sizi yoksaydığı yerinden çıkarıp kaile alıp cevap verebiliyor ya da başka şekillerde iletişime geçebiliyor.  Fakat en büyük handikap şu ki; edeceğiniz küfürün başına ister sayın koyun ister koymayın yine de karşınızdakini bu insanlığa yaklaştırma ve "insan ol ulan biraz" eylemi sonucunda suçlu ve haksız olan siz oluyorsunuz her zaman. Bunun çözümü henüz bulunamamış. İlginç bilgi ama doğru :) Siz siz olun SAYIN eklemeden küfür ve hakaret etmeyin, zira karşınızdaki kişi kırılabilir.

Küresel ısınmanın dehşetengiz yeni aritmetiği | Marksist.org

Amerikalı yazar ve aktivist Bill McKibben, Rolling Stone dergisinde ve commondreams.org'da yayınlanan "Global Warming's Terrifying New Math: Three simple numbers that add up to global catastrophe – and that make clear who the real enemy is" başlıklı makalesinde küresel iklim değişikliğinde gelinen noktaya dikkat çekerek, kar odaklı hareket eden şirketleri neden durdurmamız gerektiği üzerine yazıyor. Küresel felaket anlamına gelen ve gerçek düşmanı ortaya koyan üç basit sayı Eğer Colorado'daki dev yangınların fotoğrafları veya klimanızın sebep olduğu elektrik faturanız hala sizi ikna etmeye yetmediyse, iklim değişikliği ile ilgili bazı sindirimi zor sayılara buyrun: Haziran ayında ABD'de 3215 ayrı yüksek sıcaklık rekoru kırıldı veya egale edildi. Haziran, kuzey yarımküre için kayıtlardaki en sıcak Mayıs ayının hemen ardından ve tüm gezegen için 20. yüzyıl ortalamasının aşıldığı birbirini takip eden 327. ay olarak kayda geçti, ki bunun şansa olma ihtimali 3...

BODRUM VICEM YALILARI - EAA

Resim
Kayalık bir burun üzerine konumlandırılmış Vicem Konutları, EAA Mimarlık Ofisi ’nin, el değmemiş doğal ortama uyumlandırmayı başardığı projelerinden sadece biri. Bodrum ile İçmeler arasındaki bölgede inşa edilmiş olan Vicem’in tasarım kriterlerine bakıldığında; el değmemiş doğalçevre ile inşa edilecek yapılar arasındaki tezat gerçekliğin, aslında projenin tasarımınınçıkış noktası olduğu görülecektir. Bu çıkış noktasından hareketle, yapıların toprakla birleştikleri yerle kaynaştırılması ya da EAA ekibinin deyişiyle “Yapıların bulundukları kayalık alanın içinde bir tür erimeye tabi tutulmaları…” deyim yerindeyse “yerle bir”  izlenimi yaratmaktadır. Projede alt gövde uyumuna tezat teşkil etmemesi için ise; üst gövdeye olabildiğince incelikli, narin ve her an uçup gidecekmiş hissiyatı verilmiş.  Kayalık burna özenle kaynaştırılmış yapıların peyzajı ise, yine aynı temelçıkış noktasına bağlı kalınarak, doğal taşların farklı yüzey etkilerini yeşille buluşturarak oluşturulmuş. ...

Arkitera Yeni Gezginlerini Arıyor!

Resim
20 - 25 yaş arasındaki mimarlık, şehir ve bölge planlama, iç mimarlık, peyzaj mimarlığı ve çevre tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunlarının katılımına açık olacak olan ve Arkitera Mimarlık Merkezi tarafından bu yıl ikinci kez verilecek olan Türkiye'nin mimarlık alanındaki ilk seyahat bursu için süreç başladı. Arkitera Seyahat Bursu ile kazanacak kişiye 15 günlük bir zaman diliminde Türkiye'de istediği şehirleri gezme fırsatı sunuluyor. Bursu kazanmanın ise 2 şartı var: 1- Amaca uygun iyi bir tema oluşturmak, 2- Bu temaya paralel olarak düşük CO2 salımını hedefleyen bir rota belirlemek. Seyahat Bursu'nu kazanan aday, Haziran - Eylül 2012 tarihleri arasındaki 15 günlük bir zaman diliminde seyahatini gerçekleştirebilecek. Ön eleme için adaylar, içinde hazırladıkları tema ve rotayı içeren mecra (blog gibi) ve diğer sosyal medya araçlarını barındıran "about me" profillerini adresine yollayacaklar. Ön eleme yapıldıktan sonra, ikinci aşamaya geçen 10 kişi, Arkitera Mima...

5. Arkitera Genç Mimar Ödülü’nü "İstiklal’in Sesi” Sergisini Düzenleyen Mimar Alper Derinboğaz Aldı

Resim
İstiklal Caddesi’nde kaydedilen seslerin, ses dalgalarını “İstiklal’in Sesi” sergisinde görsel bir şovla Yapı Kredi Kültür Merkezi binasının dış cephesine yansıtan Mimar Alper Derinboğaz ve Sanatçı Refik Anadol; yaptıkları bu ortak çalışma ile 2011 Arkitera Genç Mimarlar Ödülü’ne layık görüldü. Genç mimarların işlerini ve isimlerini duyurmayı, böylece mimari üretimde kendilerine daha çok yer ayrılmasını sağlamayı hedefleyen Genç Mimar Ödülü Türkiye'de ilk kez 2004 yılında verilmeye başlanmıştı. Mimar Alper Derinboğaz’ın, Yapı Kredi Kültür Merkezi binasının cephesine kurduğu mimari yapı üzerine, sanatçı Refik Anadol’un audiovizyonel çalışmasının yansıtılması ile oluşturulan bu ortak proje ile de Türkiye’nin ilk Genç Mimar Ödülü 5. kez verilmiş oldu. Yazının yayınlandığı web Sitesi Architectureoflife.net